3 Kasim 1985de Rotterdam sehrinde gözlerini açan Rifat Sahin 2009da nasil bir yetenege sahip olacagini bilmeyerek hayat yolculuguna basliyor. Müzige ilk adimlarini babasi ( Kamil Sahin ) sayesinde atti. Babasi evde sazi eline aldiginda küçük Rifat dinlemeye baslar ve kendisini güzel bir rüyada hisseder. Rifat 5 yasindayken kendiside bir enstrüman çalmayi arzu eder. Komsularinda eski bir klavye vardi. Ilk çaldigi parça : Iki gözüm iki çesme. Rifat artik kendisininde bir klavyesi olmasini istedi.
Sene 1996, ve Rifatin 11i yasgününe babasi bir Roland e-86 alir. Kendisini gece gündüz klavyenin arkasinda buluyor kücük Rifat. Öncelikle klavyenin püf noktalarini ögrenip sonrada çalisina önem vererek, klavyesini aldiktan 3 hafta sonra ilk programina çikar. Babasi ile birlikte çalismaya baslamistir artik. Çaldigi ilk parçasi Orhan Gencebaydan "Aysen" idi. Tabii o aralar hatalar, yanlislar ve bilmedigi seyler ile karsilasiyordu. Babasi hep moral verirdi, kücük yasta müzige büyük merak saran ogluna. Ve hatta bir gün Rifat sarki söylemeye baslar müzik yapmanin yani sira. Sonraki senelerde Rifat kendini biraz daha gelistirir. Nerede ne çalmissa hepsini kasete çeker ve evde hatalarini dinler.
Simdi geldik sene 2012a. Rifat Sahin olarak taninan ve geçmis 14 15 sene içinde gerek Hollanda, gerek Belçika, gerek ise Almanya ve hatta Türkiyede sahne alan, bunca tecrübe toplayip ve gerek insanligi ile, gerek saygisi ile, gerek müzigi ile, ve gerek ise sesi ile çok sükür bir çok insanin begenisini toplayip, iltifatlarini ve sevgisini kazaniyor. Baska müzik gruplarindan farki, hem kalite, hem eglendirmek hem sanat yapmak maksadi ile sahneye çikiyor . Hem kendini hem misafirlerin eglenmesini ön plana koyan Rifat, bu neden ile bir çok kisi tarafindan gerek müzig ve insanligi yüzünden seviliyor.